Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin’in başkenti Pekin’de, Çin Cumhurbaşkanı Şi Jinping ile önemli bir görüşmek üzere bulundu. Ziyareti sırasında Putin, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi tarafından karşılandı. Bu ziyaret, ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e gerçekleştirdiği ziyaretin hemen ardından gerçekleşti. Kremlin’den yapılan açıklamalara göre, Putin ve Şi, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirmek ve “önemli uluslararası ve bölgesel meseleler” hakkında fikir alışverişinde bulunmak amacıyla bir araya gelecekler.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası, uluslararası alanda yalnız kalan Putin, her yıl Pekin’i ziyaret ederek Çin ile ilişkilerini daha da derinleştiriyor. Bu durum, Rusya’nın Çin’e ekonomik olarak bağımlı hale gelmesine yol açtı, zira Çin, yaptırımlardan etkilenen Rus petrolünün en büyük alıcısı konumunda. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun, geçtiğimiz günlerde “Çin ile Rusya arasındaki kalıcı dostluğun” önemine vurgu yaptı. Putin ise yayınladığı video mesajda, iki ülke arasındaki ilişkilerin “eşi benzeri görülmemiş bir düzeye” ulaştığını belirterek, ticaretin sürekli büyüdüğünü ifade etti. Putin, “Rusya ile Çin arasındaki güçlü stratejik ilişki, küresel ölçekte istikrar sağlayıcı bir rol oynamaktadır. Hiç kimseye karşı ittifak kurmadan barış ve evrensel refah hedefliyoruz” dedi.
Putin ve Şi’nin görüşmeleri sırasında, “Sibirya’nın Gücü 2” doğal gaz boru hattı inşası gibi konuların gündeme gelmesi bekleniyor. Bu proje, Rusya’dan başlayarak Moğolistan üzerinden Çin’e uzanacak ve Ortadoğu’dan deniz yoluyla ithal edilen ham petrole alternatif olarak değerlendiriliyor. Görüşmelerin ardından iki liderin ortak bir bildiri imzalaması mümkün. Ayrıca, bu ziyaret, Rusya ile Çin arasında 25 yıl önce imzalanan İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın yıl dönümünde gerçekleşiyor ve Trump’ın ziyareti kadar görkemli olmayacağı öne sürülüyor.
ABD Başkanı Trump, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen ziyareti “çok başarılı” ve “unutulmaz” olarak tanımlamıştı. Trump, ziyaret sırasında, Çin’in “doymak bilmez” enerji talebini karşılamak adına ABD petrolü satın almayı kabul ettiğini belirtmişti. Putin ise, Çin ile olan bağlarını daha da güçlendirme amacında. Asia Society’den Lyle Morris, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını sürdürebilmek için Çin’e yaptığı petrol satışlarına bağımlı olduğunu ve bu desteği kaybetmek istemediğini ifade etti. Morris, Putin’in, Şi Jinping’den Çin’in Ortadoğu’daki gelecek adımları hakkında bilgi almak isteyeceğini öne sürdü.
Çin, Ukrayna’daki savaşı sonlandırmak için sürekli olarak müzakerelere çağrıda bulunsa da, Rusya’yı hiçbir zaman kınamadı ve tarafsız bir tutum sergiledi. Ancak, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta, Çin ve Rusya’nın stratejik çıkarları farklılık gösterebilir. Nanyang Teknoloji Üniversitesi’nden James Char, Çin’in, dünya üzerindeki ana su yollarının serbestliğine bağlı olduğunu ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerginliğin sona ermesini tercih ettiğini belirtti. Moskova ise, “Rus enerji kaynaklarına yönelik yaptırımların hafifletilmesi dolayısıyla İran’daki çatışmalardan ekonomik açıdan fayda sağlıyor” görüşünü savunuyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, nisan ayında Şi ile yaptığı görüşmenin ardından, Ortadoğu’daki savaşın küresel enerji arzını etkilemesi durumunda, Rusya’nın Çin’in enerji sıkıntısını “telafi edebileceğini” vurgulamıştı.