Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı eserindeki bir karakter olan Marmeladov’a söylediği şu cümleler yer alır: “İnsanlar sefil birini sopayla dışlamazlar; süpürgeyle süpürürler, bu onu daha fazla aşağılamak içindir ve böyle davranma hakları yoktur çünkü kişi en baştan kendini aşağılamaya hazır olmalıdır.”
Dostoyevski’nin bu sözleri, toplum dışına itilen insanların acı gerçeğini yansıtmaktadır. Sefilleştiğimizde, varlığımız adeta silinir ve toplum için gereksiz unsurlara dönüşürüz. Ancak neden bir insan sefil hale gelir ve neden önce kendini aşağılamaya hazır olmalıdır?
Bu sorunun cevabı eski zamanlardan gelen “sefalet” kelimesinde yatar. Sefaletin günümüz Türkçesinde unutulmuş olsa da, acınası bir duruma düşmenin yanı sıra, ahlaken de kötüleşme anlamına gelebilir. Klasik Yeşilçam filmlerinde sıklıkla kullanılan “sefil kadın” ifadesi de bu anlamın güçlü bir örneğidir. Sefalet, utanılması gereken bir durumu ifade eder.
Toplum gözünde aklanmayan sefiller, aslında toplumsal sistemin yarattığı bir sonuçtur. Yoksullaşmaya neden olan toplumsal sistem, bu durumla mücadele etmek yerine sefalete terk eder. Değersizleşen insanlardan kolayca vazgeçilir ve bu da toplumun sefil hale gelmesine neden olur. Ancak sefalete düşmemek için çözüm arayışları devam etmektedir.