Pelin Ünker
Covid döneminde tahliye edilenlerin yeniden şiddet uyguladığı örnekler hafızadayken, yeni infaz düzenlemesinin ağır suç hükümlülerini tekrar serbest bırakması kadın hakları savunucularına göre “ölümcül risk” taşıyor.
AKP’nin Meclis’e sunduğu 11. Yargı Paketi teklifi, pandemi döneminde getirilen erken tahliye ve denetimli serbestlik uygulamasını yeniden devreye sokuyor. 3 Aralık’ta TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak olan teklife göre düzenleme, 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlar için geçerli olacak.
Kadın hakları savunucuları, geçmiş deneyimler ve işlemeyen koruma mekanizmaları nedeniyle bunun kadınlar için ağır bir güvenlik açığı oluşturduğu görüşünde.
Pandemi deneyimi uyarı niteliğinde
Bağımsız izleme raporlarına göre 2024 yılında en az 394 kadın öldürüldü, 259 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti. 2025’in ilk 10 ayında da kurumlara göre değişmekle birlikte yüzlerce kadın cinayeti kaydedildi.
Bu koşullar altında Meclis’e sunulan 11. Yargı Paketi, pandemi döneminde uygulanan erken tahliye sistemini yeniden yürürlüğe koyuyor. Teklifin 27. maddesi, 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlar için hükümlülerin pandemi dönemindeki gibi üç yıl daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmesini veya denetimli serbestlikten yararlanabilmesini öngörüyor. Düzenleme, önceki Covid uygulamasında olduğu gibi terör suçları hariç tüm adli suçları kapsıyor; kasten öldürme, cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı ve uyuşturucu suçları da dahil.
Covid düzenlemesi kapsamında 2020’de cezaevlerinden izinle ya da erken tahliye edilen hükümlüler arasında şiddet failleri de bulunuyordu. O dönemde tahliye edilen bazı erkeklerin kısa süre içinde eski eşlerine veya partnerlerine yeniden şiddet uyguladığı, hatta kadın cinayetleri işlediği haberlerde yer almıştı.
Kadın örgütleri, bu örneklerin bugün yol gösterici olması gerektiğini, risk analizi yapılmadan verilen tahliyelerin “ölümcül sonuçlar” doğurabileceğini hatırlatıyor.
Gülbahar: “Risk analizi yapılmadan af çıkarılıyor”
DW Türkçe’ye konuşan Avukat Hülya Gülbahar, hükümetin yaklaşımının şiddetle mücadelede yapısal sorunları derinleştirdiğini belirtiyor. Aile Bakanlığı’nın söyleminde “kadın dostu kentler” yerine “aile dostu kentler” kavramının öne çıkarılmasını, kadınların görünmezleştirilmesi olarak değerlendiriyor ve şiddetin aile içinde yaşandığı gerçeğinin politik söylemde yok sayıldığını söylüyor.
Gülbahar, çıkarılması planlanan afla kadın cinayeti, cinayete teşebbüs, cinsel saldırı, çocuk istismarı ve uyuşturucudan içeride olan binlerce hükümlünün herhangi bir eleme veya rehabilitasyon olmadan toplumun içine karışacağını vurguluyor.
Bu af teklifi hazırlanırken kadın ve çocuklar için etkili ve kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapılmadığına işaret eden Gülbahar, “Salıverileceklerin kadına ve çocuğa karşı işleyeceği her bir suçtan bu iktidar ve bu bakanlıklar sorumlu olacaktır” ifadelerini kullanıyor.
Gülbahar, bu noktada kadın örgütlerinin yıllardır uyardığı iki kritik mekanizmayı hatırlatıyor:
İstanbul Sözleşmesi’nin 56. maddesinde belirtildiği gibi karakol, adliye ya da cezaevinden tahliye ya da izinli çıkarılma gibi durumlarda mağdurun önceden bilgilendirilmesi gerekiyor.
Benzer şekilde Mart 2021’de Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Ocak 2023’te Adalet Bakanlığı Genelgesi ile bilgilendirme yükümlülüğüne ilişkin düzenlemeler yapıldı.
Ancak Gülbahar, her iki düzenlemenin de yalnızca sınırlı suçlar için bildirim şartı getirdiğini hatırlatıyor ve mevzuatın yetersiz olduğuna dikkat çekiyor:
“Her bir tahliye için mağdurun bilgilendirilmesi gerekir. Bu bildirimlerin yapıldığını denetleyen bir mekanizma bile yok. Yıllardır bu eksiklik nedeniyle yüzlerce kadını kaybettik.”
“Ceza artırımları göstermelik”
Gülbahar, ceza artırımlarının ise “göstermelik düzenlemeler” olduğunu savunuyor:
Gizli ya da açık çıkarılan bu afların, kadınlara, çocuklara ve tüm topluma yönelik suçların artışında çok önemli bir etken olduğunu dile getiren Gülbahar, “Bu aflar potansiyel failleri cesaretlendiriyor, teşvik ediyor. Suç mağdurları bir kez daha adaletsizlik ile yüzleşiyor ve hem devlet hem de failler eliyle sindirilmiş oluyor” diye ekliyor.
Gülbahar, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Kadın katilleri, çocuk istismarcıları, uyuşturucu satıcıları gibi topluma karşı ağır suçlar işleyenler serbest bırakılırken; çoğu muhalif içeride tutulmaya devam ediyor. Bu zincirleme aflarla gerçek suçlulara karşı cezasızlık, muhaliflere karşı ağır cezalandırma politikası kurumsallaşıyor. Talebimiz çok net: Yasalara dokunma, uygula.”
“Kadınların risk yönetimi imkansız hale geliyor”
DW Türkçe’ye konuşan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü de düzenlemenin kadınlar açısından ciddi bir güvenlik açığı yaratacağını vurguluyor. Güllü, Covid döneminde izinle salınan bazı faillerin kısa süre içinde yeniden şiddet uyguladığını hatırlatarak yapılacak tahliyelerin aynı riski taşıdığına dikkat çekiyor:
“Şiddetle mücadele karnemiz zayıfken gerekli önlemler alınmadan yapılacak yeni tahliyelerin, failleri şiddetin suç olmadığına inandıracağı açık. Bu kararları alanlar, şiddete maruz kalanların zararlarında sorumluluk taşımış olacak” diyor.
Düzenleme sonrası pek çok kadının tahliye bilgisini zamanında öğrenemediği için risk yönetimi yapamaz duruma geleceğini vurgulayan Güllü, “Mevcut tedbirlerin etkin uygulanamaması göz önündeylen gözetim kapasitesinin aşılması da kaçınılmaz bir sorun olarak karşımıza çıkar ve hukuki koruma fiilen etkisizleşir” uyarısı yapıyor.
“Ceza indirimi ve erken tahliye uygulamaları, faillerin yeniden mağdura yönelme ihtimalini artırır; hem yaşam hakkını hem de kadınların güvenliğini sağlaması gereken mekanizmaların etkinliğini zayıflatır” diyen Güllü, özellikle dijital istismar ve ısrarlı takip gibi daha görünmez şiddet biçimlerinin tahliye sonrasında arttığını, sığınak ve danışma merkezlerinin kapasitesinin ise bu yükü karşılamaya yetmediğini ifade ediyor.
Karaca’dan risk değerlendirme komisyonu teklifi
CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise cezaevinden izinli çıkan ya da açık cezaevinden izne çıkıp geri dönmeyen hükümlülerce işlenen kadın cinayetlerine ilişkin kanun teklifi verdi.
Karaca, Meclis’e sunduğu yasa teklifiyle, kadına yönelik şiddet faillerinin tahliye ve izin süreçlerinde zorunlu bir risk değerlendirmesi mekanizması oluşturulmasını öneriyor. Karaca, özellikle açık cezaevinden izne çıkan veya izinden dönmeyen hükümlülerin işlediği kadın cinayetlerine dikkat çekerek, mevcut sistemde mağdurların korunamadığını vurguluyor.
Karaca’nın teklifinde, infaz ve izin öncesi ceza infaz kurumu yönetimi, denetimli serbestlik birimi, kolluk, psikolog-sosyal hizmet uzmanı ve mağdur destek biriminden oluşacak çok kurumlu bir “Risk Değerlendirme Komisyonu” kurulması öneriliyor. Teklife göre bu komisyon, şiddet riski yüksek faillere yönelik elektronik kelepçe, mağdurun önceden bilgilendirilmesi ve güvenlik planı zorunluluğu gibi tedbirlerin uygulanmasını sağlayacak.