Küresel Güneş Enerjisi Konseyi CEO’su Sonia Dunlop, son dört yıl içinde yaşanan iki büyük fosil yakıt krizinin, dünya genelindeki emtia piyasalarına olan bağımlılığın risklerini net bir şekilde gözler önüne serdiğini ifade etti. Dunlop, ekonomilerin sürdürülebilir ve temiz enerji kaynaklarına dayalı bir büyüme modeline geçişinin öneminin hiç olmadığı kadar arttığını belirtti. AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmaların, enerji güvenliği endişeleri nedeniyle ülkelerin karar alma süreçlerini etkilediğini vurguladı.
Son yıllarda, gelişmekte olan ülkelerin enerji dönüşümünde sadece takipçi değil, yönlendirici bir rol üstlendiğine dikkat çeken Dunlop, “Gelişen ülkeler artık enerji dönüşümüne yön veren aktörler haline geliyor. Enerji güvenliği endişeleri, ülkelerin stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine neden oldu. Son dört yıl içinde yaşanan fosil yakıt krizleri, küresel piyasalardaki bağımlılığın risklerini açıkça ortaya koydu. Yerli ve temiz enerji kaynaklarına dayalı ekonomik büyüme, hiç olmadığı kadar önem kazandı.” dedi.
Dunlop, güneş enerjisi yatırımlarının artık fosil yakıt altyapılarına göre daha düşük başlangıç maliyetleri ile gerçekleştirilebildiğini belirtti. Güneş enerjisi yatırımlarındaki ekonomik dengelerin köklü bir şekilde değiştiğini ifade eden Dunlop, “Temiz enerjiye en hızlı geçiş yapan ülkeler, ekonomik istikrarı koruma ve uzun vadeli büyümeyi destekleme konusunda avantaj elde edecek. Bu durum, gelişmekte olan birçok ülkenin, Vietnam’dan Meksika’ya, Güney Afrika’dan Hindistan’a kadar, güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı açısından ABD’yi geride bırakmalarıyla sonuçlanıyor. Böylece, gelişmekte olan ekonomilerin, fosil yakıtlara dayalı kalkınma stratejileri izlemeleri gerektiği düşüncesi de geçerliliğini yitiriyor.” şeklinde konuştu.
Sonia Dunlop, Türkiye’nin enerji dönüşümünde son yıllarda dikkat çeken bir ülke olduğunu vurguladı. Rüzgar ve güneş enerjisinin Türkiye’nin elektrik üretiminin yaklaşık beşte birini karşıladığını hatırlatan Dunlop, “Türkiye, Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya bölgelerinde bu eşiği aşan tek ülke konumunda. Bu sayede maliyet açısından milyarlarca dolarlık fosil yakıt ithalatını önlemiş durumda. Politika hedefleri, hızlı yatırımlar ve güçlü ekonomik gerekçelerin birleşmesiyle ortaya çıkan bu gelişme, sadece Türkiye için değil, diğer bölge ülkeleri ve gelişmekte olan ekonomiler için de örnek teşkil eden bir model olarak değerlendiriliyor.” dedi.
Dunlop, 2025 verilerine göre kritik bir dönüşüm yaşandığını ve bu konuda olumlu bir gelecek için somut sebepler bulunduğunu dile getirerek, “Bir nesilde ilk kez yenilenebilir enerji kaynakları, küresel elektrik üretimindeki tüm büyümeyi karşılıyor. Kömürün payı, tarihi bir dönüm noktası olarak yüzde 40’ın altına geriledi. Bu sadece bir öngörü değil, gerçekleşmiş bir durum. Bu dönüşümün en büyük itici gücü güneş enerjisi oldu. Geçen yıl güneş enerjisi, küresel ölçekte elektrik üretim kapasitesinin büyük kısmını oluşturacak şekilde yüzde 30 büyüdü. Fosil yakıtların hâkim olduğu dönem sona eriyor. Fırsatlar büyük ve değerlendirilmesi gereken bir alan var.” şeklinde konuştu.
Güneş enerjisinin batarya depolama sistemleriyle birleşmesinin bu dönemi daha heyecan verici hale getirdiğine de değinen Dunlop, batarya teknolojisinin hızla gelişip uygun maliyetli bir seçenek haline geldiğini belirtti. “Bataryalar, artık şebekeye büyük ölçekli esneklik sağlamaya başlıyor ve maliyetlerdeki düşüş, bu dönüşümü daha da hızlandıracak.” ifadelerini kullandı.